Hayatın rutinine girmiş debelenirken öylesine bir gün birden bir şimşek çakar; aydınlatır her şeyi. Ansızın giden elektrikle karanlığa alışan gözlerimizin geri gelen ışıkla kamaşması gibi alışamayız bir süre aydınlanan gerçeklere…
Hayatımız bir film jeneriği gibi gözümüzün önünden geçerken ve bu jeneriğe yine beynimizde çalan bir şarkı eşlik ederken belki de gözümüzde yaşlar anlamsız gelir her şey bize, anlamsız geliriz kendimize… Bir şeylerin eksildiğini, azalmaya başladığını hissederiz. Sürekli üzerini örtmekten, sağa-sola saklamaktan yorulduğumuz bir çürüme noktasıdır bu… Kokmaya başlayınca yeniden aklımıza gelen…
Çocuklar, evin dışına kadar taşan sorumluluklar, bitip tükenmek bilmeyen, her gün kısır bir döngü içinde yaptığımız ve hep bizden götüren, yaptıkça daha fazlasını isteyen, bencillikle karışık bir nankörlükle her gün arsız arsız bize sırıtan işler…
Ardı, arkası kesilmeyen istekler ve boğuştuğumuz sorunlar karşısında artık o kadar bunalmışızdır ki, gene susayan çocuğumuza, “sabahtan beri bu kaçıncı bardak, yeter artık!” diyerek kafasından aşağı bir sürahi suyu boca etmek geçer içimizden. O sırada çalan kapı veya telefona bile hışımla cevap veririz ki genelde böyle durumlarda ikisi hep aynı anda çalar.
İnsan tarafımızdan bir parçanın daha bizden kopup gittiğini görerek devam ederiz güne… Eskiden insanlar bizi korkuturken şimdi kendi kendimizden korkar oluruz ve insanlara da ne kadar korkutucu geldiğimizi düşünmeye başlarız. Özellikle çocuklarımıza… Bu tarifsiz bir acı verir çünkü elbette böyle bir insan değilizdir biz.
Bizim için en güzel zamanlar, henüz fırtınanın patlamadığı, henüz dertlerin sağanak şeklinde yağmaya başlamadığı, henüz yalnızlığımızı hissetmediğimiz, henüz hiçbir şey yapmak mecburiyetinde olmadığımız, yorganı kafamıza çekerek o loş ve sıcak ortamda sonsuza kadar uyumak istediğimiz dakikalardır… Ya da herkes, “iyi geceler” dileyip odasına çekildikten sonra sadece bize kalan evde, biraz yalnızlık, biraz sessizlik, biraz keyif, biraz özgürlük anları…
Biraz biraz her şey değişmiş gelir. Fırtına diner, her yer o fırtınadan sonra gelen dinginliğin renklerine bürünür. Çürüyen her şey çöpe atılmıştır. Artık bir yenilenme noktasıdır bu…
Fırından yeni çıkmış taze, sıcak, çıtır çıtır bir somun gibi mis gibi kokar her yer…
Müjgan Yönlüer Biber – Medyaalternatif.com








