İçim daralıyor. Korku, umutsuzluk ve kötü düşünceler ordusu yüreğimi işgal ediyor. Zaman ilerledikçe her bir organım bu işgale yenik düşüyor. Mücadele gücüm tükendi. Artık kendimi ölümün sonsuz ve huzurlu boşluğuna bırakmak istiyorum…
Kaç gündür sokaklarda dolaşmaktan şehrin her karesini ve bilinmeyen her köşesini ezberledim. Ne kadar sokak, ne kadar mahalle, ne kadar inşaat var biliyorum. Boş arsalar nerelerde, hangi mahallelerde polis karakolu var ve hastanelerin yerleri nerede, hepsini ezbere biliyorum. Sokakları karanlık ve tanımadık insan yüzleri eşliğinde dolaşıyorum. Tüm insanlar yüzüme bakıyorlar ama ben onları çok net göremiyorum. Çünkü sürekli ağlıyorum ve dünya bana bulanık görünüyor. Çok terledim, çok yoruldum. Bir kaldırıma oturup çaresizce nefeslerimi tüketiyorum. Elerlimi kaldırmaya çalışsam da başaramıyorum, ellerim dizlerime düşüyor. Herkes bir şeyler soruyor, herkes bir şeyler söylüyor.
Yine akşam oluyor. İşte en kötüsü de bu! Akşam tek başına gelmiyor, yanında korkular, umutsuzluk, endişe, çaresizlik ve tükenen umutları da getiriyor. Bu halde eve de giremiyorum. Çünkü her yerde onun izi var. Odanın bir kenarında oyuncakları duruyor. Bak, çok arayıp bulamadığım tokası meğer koltuğun altına kaçmış. Çamaşır sepetinde minik çorapları var. Minik ayısı da bir kenarda sessizce bekliyor. Eve giremiyorum bir türlü. Çünkü sesi kulaklarımda çınlıyor. Ağlamaları, gülüşü, bana ve annesine seslenişleri… Çıldırmamak elde değil. Zamanın durduğu yerdeyim. Hepsinden daha acısı ise, eşimin yüzündeki o ifade. Eğer bir evladın acısını yaşadığınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz, bu acıyı ancak evladını kaybetmiş bir annenin gözlerine bakarak anlayabilirsiniz. İşte beni asıl çaresizliğe iten eşimin yüzündeki bu ifade. Artık kelimeler bitti, umutlar tükendi ve artık karnımın ortasındaki bu taş sancısıyla bir ömür yaşayacağım…
***
Dün bir haber seyretmiştim. 5 Yaşındaki bir kız çocuğu, evlerinin önünde oynarken kaybolmuş. Küçük kız çocuğu tam 6 gün sonra sağ olarak bulunmuş. Küçük kız bir kuyuya düşmüş. Olay Mersin’in Tarsus ilçesinde olmuş.
Dün bu haberi seyrettikten sonra, 17 aylık kızım gözümün önüne geldi. Haberdeki küçük kız çocuğunun annesini ve babasını düşündüm. Altı gün boyunca neler yaşayacaklarını, neler hissedeceklerini. Belki başımıza gelmediği için tam yansıtamadım. Ama eminim ki o 6 gün, anne ve baba için 6 bin yıl kadar uzun geçmiştir. Üzerine kitap yazılacak 6 gün. Çaresizliğin, umutsuzluğun ve ölümün yaşama döndüğü 6 gün…
Onur ALMIŞLAR – Medyaalternatif.com









korkuyla başlamak evet böyle başladım ben de yazını okurken idealist yaşama profili olan bir kişiydi acaba ken dinden mi bahsediyor diye heycanlandım korkutum böyle birden kopmak ne diye çünkü herkez aynı şeyleri yaşıyor malüm sebepler aynı gemideyiz okyanus dalgalı,şimşekler çakıyor,yağmur ve sel hiç bukadar kötü olmamıştı ve rota belli değil ama hala hayatta kalama belirtileri var sonra sonra 6.gün var dünyanın yaratıldığı gibi gayesi gibi 6.gün herzaman bir sözle karşılarsın beni ve bu ben de muhakak bir etkide bulunur
müsadenle bir sözde ben söylmek istiyorum.etkisi olacağından değil tepkisi olcağından olsun..
Uzun zamandan beridir hayatın, gerçek hayatın başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel vardı. Her zaman erişilmesi gereken bir şey ve bitmemiş bir iş mevcuttu. Hizmet edilecek zaman ve ödenecek borçlar bir türlü yakamı bırakmıyordu. Bunlar bitince, hayat başlayacaktı.
Sonunda anladım ki, tüm bu engeller hayatın ta kendisiydi. Tüm bu engeller benim hayatımdı.
Alfred D.Souza
ve anladım ki
benim olandan kaçılmaz bunun gideceği yer ölümde olsa…
yorum herhalde biraz derdane oldu çizgiyi aşdımsa özürdilerim.
güzel zamanlarda buluşmak dileğiyle
sevgi ve saygılar
Evet o haberi izlerken bende aynı hislere kapıldım.Ama yazını okurken bir kat daha yaşadım.Allah kimsenin başına vermesin böle bir acı
bu acıyı cok iyi bilenlerdenim 5 seneye yaklaştı ama hala cıkıp gelecekmiş gibi yakıştıramıyo ınsan gencecik bedene ölümü 19 yıllık yaşanmışları paylaşımları kardeşliği yok sayamıyo eksikliğe alışamıyo tekrar varolamıyo yarım kalıyo işte böyle yaşamamksa yaşamak yaşıyo işte insan