Çocukluğumuzdan beri sık sık duyduğumuz bir sözdür bu. “El alem ne der?”
Kimimiz deli gibi giymek istediği yırtık kotundan vazgeçti, kimimiz saçlarını uzatıp kulağına küpe takmaktan… Kimimiz aşık olduğu insanla evlenmekten, kimimiz boşanmaktan… Kimimiz mini etekten vazgeçti, kimimiz deri pantolondan… Kimimiz gece dışarı çıkmaktan, kimimiz artık çok geç kaldığı için eve dönmekten… Kimimiz seçmek istediği meslekten, kimimiz arkadaşlarından…
Sokakta çiğnemek istediğimiz sakızdan tutun da, söylemek istediğimiz şarkıya, çalmak istediğimiz ıslığa, bir yerde nasıl oturacağımıza kadar başkalarına göre yaşadığımız bir hayatın özetidir bu; “El alem ne der?”
Bize ait olan ve nasıl yaşamamız gerektiğini sadece bizim bileceğimiz, bizim seçeceğimiz bir hayatı başkalarının doğrularına ve düşüncelerine göre kurgulamak üzerimizdeki toplumsal baskıların ne kadar güçlü olduğunu göstermiyor mu? Bizi doğru yapacak olan başkalarının doğruları mıdır? Onlardan ayrılmamak, onlara benzemek uğruna kendi esas düşüncelerimizden ve değerlerimizden vazgeçip onlarınkini mi benimsemektir? O zaman bu, kendimize göre değil başkalarına göre bir hayat sürmek demek değil midir? Her şeyden önemlisi, istediğimiz birçok şeyi gerçekleştiremediğimiz bu hayat artık bizim midir?
El alemin bizim için ne diyeceğini düşünerek hareket etmek, bir zaman sonra artık el alemden vazgeçsek de gerçekleştiremeyeceğimiz, içimizde ukde kalan bir çok şeyle yaşamaya devam etmek demektir. Zaten dedikodumuzu yapacağından korktuğumuz, “el alem” dediğimiz kişiler de çoğunlukla ta küçük yaşlardan itibaren, “el alem ne der?” le baskı altına alınmış, hayatını kısıtlı yaşadığı için kısıtlı düşünen, yaşamak isteyip de yaşayamadıklarını “tu kaka” olarak tanımlayan, sizin cesaretinizi ayıplayan, kınayan, dışlayan insanlardan oluşur.
Dul kadın, küpeli çocuk, kırmızı saçlı kız, yabancı gelin, yaşlı kadın ve genç kocası,…… El alemin bizim hakkımızdaki birkaç sözü bizim hayatımızdan daha önemli değil. Kendi isteklerimize, düşüncelerimize ve doğrularımıza göre bir hayat yerine, “el alem ne der?” kaygısıyla toplum dayatmalarına endeksli yaşanmışlıkların sonunda elimizde kalacak olan el alemin keyfine göre yaşanmış fakat bize zindan olmuş bir hayat olacaktır.
Ve mutlaka uzaktan bize bakarak, “el alem ne der?” diyen birileri olacaktır.
Müjgan Yönlüer BİBER – Medyaalternatif.com









[...] This post was Twitted by aykutonen – Real-url.org [...]
El alem ne der?
Bu ve türevleri cümleler ile büyüdüm ben. Sinirlenince yüksek sesle konuşamazdım komşular duyardı ve sonra ne derlerdi kim bilir? Kırmızı oje süremezdim birileri görse ne derdi. Sokakta sakız çiğneyemezdim gören ne derdi… O kadar çok örnek var ki. Artık bu durumdan o kadar sıkıldım ki anneme çevremdekilere elalemin umrumda olmadığını ve kim ne derse desin sallamayacağımı söylüyorum ama işin kötü tarafı ailesinden el alem ne der lafını çokça duyan kırklı yaşlara merdiven dayamış annem hala el alemi önemsiyor. Ve hala benim hayatımı/tercihlerimi onlara göre yönlendirmemi istiyor. Ve hiçbir zaman bundan vazgeçmeyecek sanırım