Taraf gazetesinin Türkiye gündemine taşıdığı “AKP ve Gülen’i bitirme planı” isimli “Belge” ortalığı iyice karıştırdı ve karıştırmaya da devam ediyor. Bana göre bu “Belge”nin sahte ya da gerçek olması artık çok önemli değil, çünkü “Belge”yi tertipleyenler açısından bu plan işe yaramış ve ortalık istenilen şekilde karıştırılmış durumdadır. Şimdi önemli olan, “Belge”nin kim tarafından yapıldığının bulunmasıdır.
Taraf gazetesi haberini yayınladığı günden itibaren dikkat ediyorum, medya organları olayı kendilerine göre yorumluyorlar; kimisi “Sahte” derken kimisi “Gerçek” diyor. Bu çok normal tabi ama sanki olayın tarafları konumundaki medya organları bu işi uzatmak istiyormuş gibi bir tutum sergiliyorlar. Bu duruma AKP ve Genel Kurmay da dâhil. İlk olarak “Sahteydi değildi” tartışmasıyla başlayan bu “Belge” olayı, şimdi yerini “Askeri savcıya güvenilmez, yok güvenilir”e bıraktı. Bu tartışma bitince de “Hızır idi Yunus idi” tartışması başlayacak.
Ben sıradan bir vatandaş olarak; tüm medya organlarına, AKP’ye, Genel Kurmay Başkanlığı’na, Cemaate ve “Belge” ile ilgili kafasında soru işareti olanlara “Belge”nin kimler tarafından yapıldığını açıklıyorum. Bu açıklamama göre hareket etsinler ve “Belge”yi yapanlara ulaşsınlar. Bu “Belge” özellikle “Yandaş” medyaya sızdırılan ya da servis edilen “Ses kayıtları”nı organize eden ekip tarafından yapılmıştır. Şimdiye kadar medya organlarına, internet sitelerine ve video paylaşım sitelerine “Ses kayıtları”nı servis eden ekip “AKP ve Gülen’i bitirme planı” başlıklı “Belge”yi yapan ekiptir. Gidin, inceleyin, verilere bakın, araştırın, adresleri tespit edin ve failleri yakalayın. Türkiye komple rahata kavuşsun.
Ne kadar ilginç! Herkes çetelere, derin işlere, gizli örgütlere karşı değil mi? Herkes, “Ergenekon” soruşturmasında; “Derin işler, gizli örgütler, devletin içine yuvalanmış çeteler var” , “Bunların hakkından gelmek gerek” diyor ama sürekli medyaya “Ses kayıtları”nı servis eden gizli örgüte, derin çeteye dokunmuyor!
Bu “Ses kayıtları” yasal mı? Değil. Kimin yaptığı belli mi? Değil. Bu işlemi yapmak suç mu? Suç. O zaman bu “Ses kayıtları”nı yapabilecek belli merkezler var, hem “Ses kayıtları” suçunu işleyen hem de “AKP ve Gülen’i bitirme planı”nı hazırlayanlar aynı örgüttür. Bu gizli, derin ve yasa dışı örgüt için üç seçenek var; Emniyet içindeki bir gurup, Ordu içindeki bir gurup ya da üçüncü bir seçenek, bilinmeyen gizli bir örgüt. Günlerdir “Belge sahte, yok gerçek” diyerek boşu boşuna mücadele veren medya organlarına, gazetecilere, AKP’ye, Genel Kurmay’a ve Cemaat’e duyurulur.
Gelelim işin başka bir boyutuna. Şu anki durum itibariyle bu “Belge” olayını sivil savcılık ve askeri savcılık çözemez. Nitekim şimdiye kadar da çözemediler zaten. Peki, neden çözemezler? Çünkü Taraf gazetesi “Belge”yi yayınlayana kadar bu “Belge” olayından ne sivil savcılığın ne de askeri savcılığın haberi yoktu. Bu “Belge”den bir tek Fethullah Gülen’in haberi vardı. Taraf gazetesi “Belge”yi yayınlamadan yaklaşık iki ay önce, 13 Nisan 2009 tarihinde, Fethullah Gülen’in internet sitesinde “Hocaefendi’den Çok Ciddi Bir İkaz!” başlığı altında bu “Belge”nin varlığıyla ilgili haber yayınlanmıştı. O haberde şöyle deniyordu;
“Fethullah Gülen’den çok ciddi bir uyarı: “Dün olduğu gibi bundan sonra da, dışarıdan da beslenen bazı şer şebekeleri samimi müminleri terörist gibi göstererek yeni bir irtica yaygarası koparabilirler…
İkazını, “Yarın Tahşiye diye bir şey icat edebilirler, Allah korusun. Kitap okuyan Müslümanların, okudukları kitaplarla ayakta durmaya çalışanların içine sokmaya çalışabilirler. Kitapların sahibi zatın posterlerini evlerine asabilirler. Ellerine de Kalaşnikofları verirler. İki yerde eylem yaptırıp, demek ki fırsat bulunca bunlar da silaha sarılabilir derler. Çuvaldızı bile olmayan insanlara terörist damgası vurmak isteyebilirler.”
Demek ki Taraf gazetesi “Belge”yi ortaya çıkarana kadar sivil savcılığın bir şeyden haberi yokmuş. Olsaydı, Taraf gazetesinden önce savcılık harekete geçerdi. Askeri savcılığın da “Belge”den haberi yokmuş, olsaydı Askeri savcılık ta harekete geçerdi. Şimdiye kadar her şey biter ve ülke bu şekilde tartışmalar içine sürüklenmezdi.
Ben “Belge”yi yapanların kim olduğunu belirttim. İsim isim olmasa da hedefi gösterdim. Eğer benim söylediklerime, düşüncelerime ve tespitlerime değer verilmiyor ve bu tespitim dikkate değer görülmüyorsa, o zaman bu işi “Hoca Efendi”den başkası çözemez. Çünkü ne gazetecilerin, ne savcıların, ne istihbaratın bu “Belge”den haberi yokken, Fethullah Gülen’in bu belgeden ki herkesten iki ay önce, haberi vardı. Yetkili merciler “Hoca Efendi”ye başvursunlar; “Hocam bu istihbarat size nereden geldi? Kimler tarafından getirildi? Bu sizce kimin işi?” diye sorsunlar. Eminim işi çözeceklerdir. Bunu bir an önce yapmalılar çünkü bu “Belge” olayı kurumlarımızı yıpratmaktadır; AKP, TSK, İstihbarat, Yargı ve Gülen Cemaat’i giderek gözden düşmektedir.
Gülen Cemaati haricinde olaydan kimsenin haberi olmadığına göre bu işi “Hoca Efendi”den başkası çözemez.
Onur ALMIŞLAR – Medyaalternatif.com









hiç kimse işi çözme taraftarı değil ki,sadece yaygara koparma peşindeler.laf olsun haber olsun…
zaten hocaefendi denilen cahil mahlukat,şer odağı,vatan hainlerinin elebaşısı,yobaz servis ediyor yada servis edilmesi emrini emniyet başta bazı kurumlara,daha net olarak recepe talimatla bildiriyor.. herkes herşeyin farkında aslında bu ülkede,onlarda öyle ama işlerine geldiği şekilde davranmaları lazım malum bi kez derin bi mevzuya daldırlar,çıkmazlar.. sadece şu var ki,bu millet aziz vatanını ve onurunu,emperyalistlere,sevrcilere yenik düşürmedi,, özellikle şuan türeyen o zamanki kürt teali,ingiliz muhipler,saltanat ve hilafetin devamı için ingiliz mandasına ükeyi peşkeş çekenler vs. gibi benzer odaklara prim vermeyerek,onlarıda düşmanla beraber ezerek ama malesef bitiremeyerek gömdüğü gibi!