Geçen gün bir yerde oturup ,etrafı izlerken birdenbire aklıma geldi. Kendi kendime ”eğer erkek olsaydım,nasıl bir kadından hoşlanırdım acaba?” dedim. Onların optik gözleri gibi etrafa bakmak kolay değildi biliyorum ama yine de denemeye karar verdim.
Aslında bu fikir biraz da 29 yaşlarında bir erkek arkadaşın şu an yaşadığı durumdan kaynaklı olarak aklıma gelmiş olabilir. Bir kere yaşının çok üstünde bir seyir izlemekte. Okuduğu kitaplar, hayata bakış tarzı ve hayata bana göre fazla takış tarzı vs vs vs… Kendine içinde bulunduğu yaşları ısrarla yaşatmamış. İlk önce bu şekil olmasını şuna bağladım. Hani yaşı küçük erkekler genellikle kendilerinden büyük kadınlardan hoşlanma eğilimindedir ya, (yaşı küçük kadınlar da kendilerinden büyük erkeklerden tabii). Bu bir nevi, kendinden yaşça büyük birini etkileyerek, özgüven tazeleme, ”aaa baksana ben o kadar farklıyım ki kendimden büyük birini bile etkilemeyi başardım” deyip, bir nevi tatmine ulaşma hali de olabilir. Yurdumuzda ergenlikten çıkmak öyle kolay birşey değil.
29 yaşındaki arkadaşın ismi Kaan olsun; Kaan’a göre, o doğdu doğalı, oldu bitti böyleymiş. Gelişimi hep yaşının üzerinde seyretmiş. Hep yalnız, farklı ve değişik bir çocuk olmuş. Bunlar onun beyanları. Doğru da olabilir. Bişi diyemiyorum. Fakat Kaan, bu aykırı tavırları yüzünden ya da bana göre aykırı olmak adına ,içinde bulunduğumuz hastalıklı topluma göre teoride güçlü, pratikte güdük kalmış. Niye? Bu ”niye” nin yanıtı olarak bir sürü şey yazabilirim. Hatta zamanın birinde tanıdığım 20′li yaşlardaki sosyalist bir çocuğun Dolmabahçe’den geçen gemilere bakarak ” ya bir kız arkadaş istiyorum ya! Bir sevgilim olsun istiyorum,sevişmek istiyorum, çok mu bir şey istiyorum yani?” diye isyan ettiğine şahit olmuş,içim burkulmuştu. Yurdumuzun abık sıbık baskıları altında ezilen bu arkadaş, kız arkadaş edinemiyor, cinselliği yaşamak istiyor ama yaşayamıyor, artık tek çözümün geneleve gitmek olduğunu düşünüyor ve para biriktiriyordu. Kaan’ın da bu tarz bir sorunu vardı anlayacağınız.
Yazının devamını ve yazıyla ilgili yorumları Elif Deran’ın blog sayfasından okuyabilirsiniz








