You are here: Home // Gündem, Köşe // “Yüzde Yüz Yerli” ama İngiliz yerlisi…

“Yüzde Yüz Yerli” ama İngiliz yerlisi…

Dün, Hürriyet’in internet sitesinde, manşet haberler kısmında bir otomobil ve üzerinde de ”Yüzde Yüz Yerli” yazan bir fotoğraf vardı. Manşet haberin devamı şöyleydi;

“Malkoçlar A.Ş. ile Ostim Sanayici ile İş Adamları Derneği (OSİAD) Güçbirliği A.Ş, Türkiye’nin ilk yerli ve spor otomobil “Etox”u üretmek için işbirliği kararı aldı.”

Çok ilginç! Ben herhalde Yüzde Yüz’ün anlamını bilmiyorum. Araç Yüzde Yüz yerliyse ismi neden “Etox”? Türkçe’de “X” harfi mi var? Ayrıca “Etox” ne demek?

Ben internette yazmaya başladığımda, ilk yazımın başlığı “Türkler Doğuştan Oxford Mezunu” idi. O yazımı bulamazsınız çünkü o yazımı yayından kaldırdım. İnşallah yakında çıkaracağım kitabıma koyacağım.

Nedir bu İngiliz çılgınlığı anlamıyorum. Mesela Arçelik ve Beko aynı firmaya ait farklı iki marka. Beko için “Dışarıya ihraç ediliyor” deniyor. Haydi, onda İngilizce menüler olmasını anladım. Peki, ama Arçelik Türkiye’ye hizmet veriyor. Onun menüleri neden İngilizce? Türk insanına hizmet verecek, Türkçe bir ürün olmayacak mı?

“Yüzde Yüz Yerli” arabamız haberine sevinmiştim ama onun da dedesi İngiliz çıktı!

Irak’lı Kürtler Türkiye’ye Katılmak İstiyor

ABD’nin bir düşünce kuruluşu olan “Uluslararası Kriz Grubu”nun yazdığı “Irak’lı Kürtler Türkiye’ye Katılmak İstiyor” başlıklı bir rapor, dünün en ilginç haberlerinden birisiydi,  ABD Irak’tan çekildikten sonra “Kürt” devletinin nasıl hayatta kalabileceğiyle ilgili bir “rapor”du bu. Kuzey Irak’ı Türkiye’ye katacağız, karşılık olarak da Türkiye, dolaylı olarak Kerkük’e sahip olacak! İlgili “rapor”u şuradan okuyabilirsiniz.

Bu raporun içeriğindeki mesajı, ben 12 Mayıs tarihli “Komplo teorisi mi? Paranoya mı? Gerçek mi?” başlıklı yazımda anlatmaya çalışmıştım. Daha rapor ortaya çıkmadan, olayları analiz ederek, Türkiye’nin götürülmek istediği durumu tespit etmeye çalışmıştım. Benim 12 Mayıs’ta yaptığım analizin benzeri dün Oda TV’de yayınlandı. Oda TV’de yayınlanan Mehmet Ali Güller imzalı analize buradan ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de yaşanan “Belge” olayını da “Belge, Kağıt Parçası ve Tarihi Fırsat…” başlıklı yazımda anlatmaya çalıştım. Ben doğru mu anlattım bilemiyorum. İleride göreceğiz.

“Cübbeli Ahmet Hoca’ya Haksızlık Yapılıyor” yazımla ilgili olarak

Dün “Cübbeli Ahmet Hoca’ya haksızlık yapılıyor” diye bir yazı yazdım. Ya ben anlatmak istediğimi tam anlatamadım ya da okuyucular anlatmak istediğimi tam anlayamadı. Ama yazıyı yazan ben olduğum için sorumluluğu üzerime alıyorum ve ben anlatmak istediğimi anlatamadım diyorum.

Değerli okuyucular, benim dünkü yazımda anlatmak istediğim medyanın, ahlaki değerleri topluma sunuş biçimleriydi. Medya, bazı olayları normalmiş gibi gösterip, bazı olayları anormal göstererek bir kavram kargaşası yaratıyor. Toplumun ahlakını bozacak, insanların yaşantılarını etkileyecek ve hatta toplumu tehlikeye götürecek olaylar bellidir. Her medya organı; kendi ticari kaygısına, siyasi görüşüne ve yandaşlığına göre ahlak ahkâmı keserse, gerçek ahlakın ne olduğunu, hangi yayının toplum için zararlı hangisinin yararlı olduğu hiçbir zaman anlayamayız. Kavramlar içinde kayboluruz. Anladığımız şey ise, takip ettiğimiz medya organının bize sunduğundan ibarettir.

Mesela en büyük örnek RTÜK Başkanı Zahit Akman’ olayıdır. Toplumun ahlakını ve çocukların gelişimini etkileyebilecek yayınları kontrol eden kurumun adı RTÜK’tür. Bu kurumun başında Zahit Akman vardır. Fakat Zahit Akman hakkında “Dolandırıcılık”la ilgili olarak, Almanya’daki mahkemece verilen bir karar var. Türkiye’de de, Almanya’daki davanın devamı itibariyle, Akman hakkında “Dolandırıcılık” iddiasıyla ilgili bir soruşturma var. Normal şartlarda RTÜK gibi bir kurumun başında, hakkında “dolandırıcılık” ile ilgili karar veya soruşturma olan birisinin bulunmaması gerekir. Böyle bir durumda, kurumun başındaki kişinin istifa etmesi gerekir ama biz de bunların hiç birisi olmuyor. Ayrıca bu durum medya tarafından eleştirilmelidir. Gelin görün ki, bazı medya organları bu durumu eleştirirken, bazıları bu durumu ve Zahit Akman’ı savunuyorlar. Şimdi burada ahlaki bir sorun var. Sizin buradaki ahlaki olaya bakışınız, takip ettiğiniz medya organıyla doğru orantılıdır. Yani ahlakla ilgili iki farklı görüş ortaya çıkacaktır. Ama doğru tektir. Genel olarak; yere tükürmek ayıptır. Bir medya organı bunu ayıp, diğeri ayıp değil olarak vatandaşa sunarsa, ortada çok büyük bir tehlike var demektir.

Olaylar sadece cinsellikle ilgili değil. Bakınız, bazı televizyon programlarında insanlara renkli hayatlar, her insanın kolay ulaşamayacağı yaşam tarzları ve maddi olanaklar içinde yaşayan insnalar sunuluyor. Herkesin bu imkanlara erişme şansı yok ama herkesin evinde televizyonu var. Geçen haftalarda, bir televizyon programında, Seda Sayan’ın oğluna DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİ olarak aldığı 400 bin TL’lik arabayı gösteriyorlardı. Hem arabayı gösteriyorlar hem de çok normal bir şeymiş gibi “Doğum günü hediyesi olarak 400 bin TL’lik araba aldı” diyorlar.

Şimdi size soruyorum; Dünya’nın ve Türkiye’nin yaşadığı şu ekonomik krizde, evine bir lokma ekmek götüremeyen insanların, işlerinden çıkarılmış olan, çeşitli nedenlerle borca girmiş, ailesini geçindirebilmek için çaresizlik içinde olan insanların bu haber karşısında nasıl davranmasını beklersiniz? Bu haber, bir lokma ekmek için neredeyse canını verecek durumda olan insanları tahrik etmiyor mu? Evine para götürebilmek için kanını satan insanları tahrik etmiyor mu? O insanlar; “Ulan, ben eşek gibi çalışıyorum elimde bir şey yok, benim de bu yaşantıyı tatmaya, güzel tatil yerlerinde tatil yapmaya hakkım yok mu?” Diyerek, içinde bulunduğu durumdan kurtulabilmek için kötü yolardan para kazanmayı seçmez mi? İnsanların gözünün içine içine sokulan bu sahte ama renkli hayatlar, kendisini medyaya kaptırmış olan insanları tahrik etmiyor mu? Onları yanlış yola sevk etmiyor u? Ya da bundan hiç katkısı yok mu?

Değerli okurlar, olay sadece tahrikle de alakalı değil. Her gece ve her gün; sabah programlarında, akşam haberlerinde, gece dizlerinde, tartışma ve şov programlarında, haberlerde ve reklamlarda topluma nasıl bir ahlak sunuluyor? Bir sürü hurafe, cinayet haberlerinin ve idam görüntülerinin sansürsüzce verilişi, sevişme sahneleri, birbirlerine küfür eden gazeteciler ve siyasetçiler, birbirlerinin kucaklarına oturan sanatçılar, kelime oyunlarıyla yapılan terbiyesizlikler, kadın teşhirine dayalı gazetecilik, tıklama sayısı artırmak için yalan ama ilgi çekici manşetler, çocukları istismar eden ve aile yapısını bozan yarışma programları, “frikik” adı altında cinsel sömürü yapan magazin programları… Hepsinin üzerine, bu yayınları kontrol eden kurum ve onun başındaki insan hakkındaki “ahlaksızlık” iddiaları. Tüm bunlar içinde sadece bir kişiyi hedef seçerek yerden yere vurmak ve kendi yaptıklarını gizlemek, haksızlık diyorum.

Anlatmak istediğimi, dünkü yazımda anlatamadığım için çok üzgünüm. Eğer hala anlatamadıysam yine çok üzgünüm. Maalesef elimden gelen bu kadar…

Onur ALMIŞLAR – Medyaalternatif.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 269, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Bu haberleri de okuyablirsiniz

Tags: , , , , , , , , , , , ,

Leave a Reply

*
Spam yorumlardan korunmak icin bir onlem!Resimdeki toplama isleminin sonucunu kutuya yazmalisiniz. Okuyamiyorsaniz,buraya tiklayarak resimdeki karakterlerin sesini duyabilirsiniz.
Click to hear an audio file of the anti-spam equation

Copyright © 2008 - 2010 MedyaAlternatif. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Göstermeden alıntı Yapmayınız.
Designed by Theme Junkie. Powered by WordPress.