Bazen çevremde bulunan insanlar “Ordu neden sessiz kalıyor?” diye soruyor. Bu insanların çoğu CHP’li. Türkiye’de olup bitenlerden memnun olmayan bu insanların istedikleri şey “Darbe” değil kesinlikle. Onlar içinde bulundukları bu çaresizlikte siyasilerden kestikleri umutlarını arıyorlar aslında. Genel sıkıntıları “Rejim” gibi görünse de, aslında onlar ekonomiden, geçim derdinden, yüksek vergilerden, eğitimden, sağlık sorunlarından, işsizlikten, emekli maaşlarının azlığından ve yaşadıkları şehrin sokaklarında gördüklerinden dertliler. Tüm bu dertli oldukları konularda siyasetçiler çare olmayınca, belki ordu sesini çıkarır, siyasetçilerin kulağını şöyle bir çekerse, her şey düzelir sanıyorlar. Tabi ki yanılıyorlar.
Aslında en vahim olanı, vatandaşın siyasetçilerin hiç birisinden umudu kalmaması. Öyle ya, mecliste kendilerini temsil eden bir parti olmasına rağmen, yine de askerden medet umuyorlar. Ben de bana sorulan “Ordu neden sessiz kalıyor?” sorusuna, dilim döndüğünce cevap vermeye çalışıyorum. Belki yazılarımı okuyanlar arasında da bu soruyu soranlar vardır. Şimdi bu sorunun cevabını ve aslında ne yapılması gerektiğini burada da anlatmaya çalışayım.
Ordu bugün yönetime el koysa, hiçbir şey düzelmez. En fazla on yıl sonra yine bugünlerde düşündüklerimizi ve bugünlerde yaşadıklarımızı yaşar halde oluruz. Neden? Çünkü gelişmeler, siyasete müdahale, isyan, eylem ve sahiplenme halk tarafından yapılmadıkça, demokrasiye halk sahip çıkmadıkça değişen hiçbir şey olmaz. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, bu ülke insanına en büyük hediyeyi verdi; Cumhuriyet’i. Atatürk öldükten on yıl sonra, her şey kötü gitmeye başladı. Şimdinin ordusundan daha üstün bir ordu ve daha üstün bir komutan vardı. Ama yine de, Atatürk’ün ölümünden on yıl sonra Türkiye gerilemeye başladı. Hatta şöyle düşünebilirsiniz “Bugün Atatürk olsaydı her şey güzel olurdu” Evet, ama her zaman Atatürk olmayacak, O gidince ne olacak? Tekrar geriye dönüş yaşayacağız. Demek ki orduyla, Atatürk’ün yardımıyla olmuyor. Aslında olmamasının sebebi; Atatürk’ten ve ordudan medet umarak, elimizi eteğimizi siyasetten çekmek ve sadece izleyici olmak. Meclis bizim, Cumhuriyet bizim ama bizim olanlara sahip çıkmayanlar yine biziz. Sadece sandıkta oyunu vermek yeterli değil. Belki de bizi sürekli “Vatandaş sandıkta cevap verecek” sözleriyle uyutuyorlar. Sadece sandıkta! Biz Sandık Cumhuriyetinde mi yaşıyoruz? Elbette oyunuzu vereceksiniz ama iş sandıkta bitmeyecek. Oy verdiğiniz partiyi denetleyeceksiniz, hesap soracaksınız, bilgi alacaksınız. Sandıkta oy verip, daha sonra televizyon karşısında, bir bilgisayar oyunu oynar gibi, partinizin rakip partiye gol atmasını beklemeyeceksiniz. Kaçınız oy verdiğiniz partinin şehrinizdeki bürosuna gittiniz? Şehrinizde ne çalışmalar yapıyorlar hiç baktınız mı?
Kısacası, “Ordu neden sessiz kalıyor?” sorusu yerine ”Ben neden sesiz kalıyorum?” diye kendimize sormamız lazım. CHP bugüne kadar – seçimler hariç – kaç miting düzenledi? Benzin, elektrik, su, doğal gaz zammında, mayınlı arazilerde, işsizliğin artışında, eğitimin bitmesinde, sağlığın yetersizliğinde kaç kere meydanlara indi? Tamam, mecliste muhalefet ediyor, peki yeterli mi? Demokratik bir hak olarak sokaklara dökülebilirler. Sizler de kendi partinizi buna zorlarsınız. Demokrasi için mücadele edersiniz ya da birisinin gelip sizin yerinize müdahale etmesini beklersiniz. Ama sizin yerinize müdahale eden, kendisi için eder. Siz yine seyredersiniz.
Eğer siz sandık vatandaşı olursanız, partiniz de sandık partisi olur. Sonra arada “Ordu neden sessiz kalıyor?” Diye sorarsınız. Sizin sahip çıkmadığınıza, ordu neden sahip çıksın? Siyaseti yönetmek ordunun görevi mi?
Bizim görevimiz, oy verdiğimiz partileri denetlemek ve o partilerden hesap sormak. Eğer yaptıkları yeterli değilse, onları daha iyisini yapmaya zorlamak. Partinizle sadece sandıkta görüşmeyin. Gidin üye olun, görüşleriniz bildirin, denetleyin, destek olun, haksız olduğunuzu düşündünüz kararlara ve olaylara karşı tepki göstermek için meydanlara çıkın. Partinizi buna zorlayın. Yoksa oturduğunuz yerden, birisinin gelip sizi kurtaracağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Onur ALMIŞLAR – Medyaalternatif.com









VATANDAŞIN DUYARLI OLMASININ ÖNEMİNİ ÇOK GÜZEL İFADE ETTİNİZ.HERŞEY BİZİM ELİMİZDE ASLINDA.. AMA BİLİNÇLİ BİREY OLAMADIK BU GİDİŞLE ÇOK DAHA SÖMÜRÜLÜRÜZ. EĞİTİM SİSTEMİMİZ ÇÜRÜK…DAHA DOĞRUSU SİSTEM DİYE BİŞE YOK…..