Almanların Yahudilere uyguladığı soykırımla ilgili bir film var “Kadersizlik” diye. O filmin sonlarına doğru bir sahne var. Alman kamplarından kurtulan Yahudi bir çocuk ki filmin başrol oyuncusu kendisi, kamplardan kurtulup evine Macaristan’a döner. Otobüse binip evine doğru yola çıkar. O sırada otobüs görevlisi bilet ister. Fakat çocukta para pul yoktur ve bilet alamaz. Orada bulunan bir beyefendi çocuğun bilet parasını verir ve sohbete girişirler. Çocuğa sorar “Kamplarda sizi aç bırakıyorlar mıydı? Size kötü davranılıyor muydu?” Çocuk cevap verir “Evet, doğal olarak”. Adam başka bir soru sorar “Sana hiç dayak attılar mı? İşkence yaptılar mı?” Çocuk tekrar cevap verir “Evet, doğal olarak” adam bu “Doğal olarak” lafına çok kızar ve “İkide bir neden ‘Doğal olarak’ diyorsun? Bu yapılanların hiç birisi doğal değil” der. Alman kamplarında baskıya, işkenceye, dayağa ve her türlü insanlık dışı muameleye maruz kalan çocuk, yaşadığı olayların üzerinde oluşturduğu psikolojik durumdan dolayı, insan olarak asla kabul edilemeyecek durumları “Doğal” karşılamaya başlamıştır
PKK’ya af girişimleri, Abdullah Öcalan’a danışmalar, teröristlere kucak açmalar, hainleri, bölücüleri, devlet yıkıcılarını sahiplenmeler… Türkiye Cumhuriyeti’ni silahlı bir örgüt kurarak yıkma ve bölme girişiminde bulunanlara, bu girişimi yapan örgütün “1″ numarasının yakalanmış olmasına, terör örgütünün resmen bilinmesine karşın, ilgili terör örgüte yani PKK’ya sıradan bir dernekmiş gibi davranılmasına şaşırmamak mümkün değil. Sanki çok normal, sanki çok doğal! Şaşkınlığı arttıran ise, bu terör örgütüne karşı mücadele etmiş, vatanın bölünmez bütünlüğünü savunmuş olan insanların; net bir delil olmadan, suçları ispat edilmeden, sahte belgelerle “Terör Örgütü Üyesi” diye içeri atılması. İnsan haklarına, hukuka aykırı olmasına rağmen bunun da çok doğalmış gibi olması. Yıllardır “Türkiye bölünecek” diyenlere “Paranoyak” dediler. Ama görüyoruz ki durum hiç de paranoya değil. Yavaş yavaş, adım adım ve hiç çaktırmadan (!) Gidişat o yönde. İşin en kötüsü de medyayı kullanarak Türk vatandaşları üzerinde uygulanan psikolojik harpte başarılı olunmasıdır. Baksanız ya ne Ülkücü hareketin, ne de Alperenlerin duruma tepkisi yok. Sadece içkili konserlere tepkileri var.
Ekonomide yerin dibine girişe, eğitimde fiyaskoya, suç oranlarında artışına hiç tepki yok. Hiçbir sivil toplum hareketi ortada yok…
Vatandaşa soruyorlar “Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ilkelerinden birisi olan Laikliğe karşı faaliyetlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi’nce belirlenmiş olan bir parti mi ülkenizi yönetiyor?” Vatandaş cevap veriyor “Evet, doğal olarak”
Vatandaşa soruyorlar ” Demokrasi diye diye ortada gezenlerin, ‘Hiç kimse dokunulmaz değildir” diyenlerin, milletvekili dokunulmazlıklarını hiç gündeme getirmemesi normal mi?” Vatandaş cevap veriyor “Evet, doğal olarak”
Vatandaşa soruyorlar “Petrol gibi yer altı kaynaklarına çok yakın olmanıza rağmen, dünyanın en pahalı benzinini kullanıyormuşsunuz?” Vatandaş cevap veriyor “Evet, doğal olarak”
Vatandaşa soruyorlar ” Siyasiler kendi maaşlarına, hayatınızı idame ettireceğiniz her ürüne ve vergilere bolca zam yaparken, size neredeyse hiç zam yapmıyorlarmış?” Vatandaş cevap veriyor “Evet, doğal olarak”
Vatandaşa soruyorlar “Üniversite sınavında 30 bin öğrenciniz sıfır puan almış?” Vatandaş cevap veriyor “Evet, doğal oalrak”
Vatandaşa soruyorlar ” Ülkenizi bölmeye çalışan PKK terör örgütünü meclisinize mi aldınız?” Vatandaş cevap veriyor “Evet, doğal olarak”
Vatandaşa soruyorlar “Ülkenizi bölmeye çalışan, binlerce evladınızı şehit eden PKK terör örgütünün liderini muhatap alıp, birlikte ülke geleceğiyle ilgili karar mı alıyorsunuz?” Vatandaş cevap veriyor “Evet, doğal olarak”
Vatandaşa soruyorlar ” Henüz kesin hiçbir karar, delil, bağlantı, suç ve örgüt olmamasına rağmen, Türkiye çıkarlarını savunanları, akademisyenlerinizi, yazarlarınızı, gazetecilerinizi, PKK terör örgütüne karşı mücadele etmiş olan subaylarınızı, Gladyo’yu yaratan ABD’ye ve NATO’ya karşı olanları, Gladyocu, terörist, çeteci, darbeci diye içeriye mi atıyorsunuz?” Vatandaş cevap veriyor “Evet, doğal olarak”
Tüm yaşananlar içinde en kötüsü vatandaşın tüm olanları büyük bir doğallıkla karşılaması! Hadi siyasi olayları geçtim de yapılan zamlara bile ses çıkarmayan, bu kabul edilemez zamları bile doğal karşılayan, eğitimin, ekonominin, ulaşımın, sağlığın, şehirleşmenin bittiğini gören ama ses çıkarmayan bir topluma nasıl dönüştürüldük biz?
Aslında vatandaşa da pek yüklenmemek lazım. Orgeneral İlker Başbuğ doğru ama eksik dedi “Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı asimetrik psikolojik harekât yapılıyor”. Doğru ama asıl psikolojik harekât vatandaşa yapılıyor. Ayrıca çok ilginçtir; ülkenin başbakanı “Ben tehdit ediliyorum” , Genel Kurmay Başkanı ise “Bize psikolojik savaş yapılıyor” diyor ama sanki hiç bir şey yokmuş gibi herkes hayatına devam ediyor. Muhalefet nerde bu arada? Tatilde! Bu nasıl oluyor? Madem böyle durumlar var neden harekete geçilmiyor? Neden Türkiye ve dünyada yer yerinden oynamıyor? Sanırım her şey doğal olduğu için.
Onur ALMIŞLAR – Medyaalternatif.com








