İnsanlığın başlangıcı; İlk insan, ilk adam, ilk kadın, ilk suç, ilk tanışma, ilk günah, ilk bakış, ilk aşk ve birbirini izleyen ilkler silsilesi… Sonra şeytan! İsyankâr, asi ve yakıcı. Kıskançlık tüm ruhunu sarmış. Bu özellikleri en sonunda Tanrı’nın huzurundan kovulmasına neden olmuş. Ama intikam alacak, insana kin besliyor. Adem ve Havva; itaatsizlik, yasaları çiğneme ve cennetten kovuluş. Her şey sonsuz bir kaosa doğru…
Başlangıca bakınca; bugün yaşanan savaşların, açlıkların, kavgaların ve ölümlerin nedenini anlayabiliyoruz. Zaten doğanın dengesi de mutlak huzur üzerine kurulmamış. Her zaman huzuru ve iyi yakalamaya çabalayacağız ama güzel bir dünyayı asla elde edemeyeceğiz. En azından şimdilik… Aslında kötü olmazsa iyiyi tanımlama şansımız yok. Uzun olmazsa kısayı, gece olmazsa gündüzü, uzak olmazsa yakını tanımlama şansımız yok. Ölüm olmazsa yaşamı tanımlayamayacağımız gibi. O zaman; “insan olmazsa Tanrı’yı tanımlama şansımız yok” diyebilir miyiz? Bence diyebiliriz. Bizim için Tanrı Adem ile başlıyor ki biz de Adem’in devamıyız. O zaman; “Adem hem ilk insandır hem de Tanrı’nın ilk keşfidir” de diyebiliriz.
Adem çıplaktır; Tanrı’nın O’na verdiğinden başka hiçbir şeyi yoktur. Çıplaklık aynı zamanda saflığı temsil eder. Adem tüm varlığının Tanrı’ya ait olduğunu bilir. Zaten bunu bildiği için Adem’dir. Peki biz ne zaman Adem olduk? Doğduk, belirli bir yaşa kadar etrafımız tanıdık, eşyaların, doğadaki olayların, yaşamımızda yer alan şeylerin isimlerini öğrendik. Ama eksik bir şeyler vardı. Düşünmeye ve sorgulamaya ; “Ben kimim?” diye kendimize sormaya başladık. İşte bizim Adem olduğumuz an budur. Belki Darwin’in Evrim Teorisi’ne göre de Adem böyledir.
İnsanlar ilk zamanlar maymun gibiydiler. Görünüşleri ve yaşayışları hayvandan farksızdı. Zamanla kendilerini geliştirdiler. İki ayak üzerinde yürümeye başladılar, ateşi buldular, sonra aletler yapmaya başladılar. Mağaralarda toplu halde yaşamaya başladılar. Tarımı öğrendiler. Sürekli öğrendiler. Bir gün bu “Mağara Adamı” mağarasında otururken düşünmeye başladı. Kendisini, etrafında olanları ve yaşamı sorgulamaya başladı; “Ben kimim?” diye sormaya başladı. İşte kendisine sormaya başladığı bu sorular, o ana kadar “hayvan” gibi yaşayan insanı insan yapmaya başladı. Çünkü düşünmeye başladı. Tanrı o ana kadar vardı ama o “hayvan” yaşamı sürdüren adam kendi kafasında Tanrı’yı var etti. Kendisinin ne kadar güçsüz olduğunu far ketti. Etrafında gördüğü tüm olanların bir sebebi olduğunu düşünmeye başladı.
Tanrı bilinmekliğini istemiş ve insanı yaratmıştı. İnsan’da yalnızlığını düşünüp Tanrı’yı yarattı. İşte Adem oydu; insanlık tarihindeki ilk düşünen adam yani ilk insan oydu.
Onur ALMIŞLAR – Medyaalternatif.com








