Memleket ne olduğu belli olmayan kağıtlardan, siyasi hareketlerden, konuşmalardan, isteklerden geçilmediği, vatandaş için bir iş yapanın(!) yaptığı işi gizli yaptığı ve neyin ne olduğu belli olmadığı için komplo teorileri aldı başını gidiyor. Herkes birbirini suçluyor. Bazen suçlayanlar, bazen de suçlananlar “ispat” peşinde. Herkes birbirine bağırıyor “İspatla kardeşim”… İşler çok karışık.
Şimdi bir açılım var, önceleri “Kürt Açılımı” idi, sonradan “Demokratik açılım” oldu. İsmi önemli değil yapılmak istenen önemli elbette. Genel amaç; huzur, barış, sevgi, ekonomik gelişme, kalkınma, kısacası refah sağlamak. Tam olarak ne olduğu belli değil ama genel amaç biraz önce yazdıklarımla ilgili. Konunun bu kısımlarında herkes bir. Artık herkes ortamın durulmasını istiyor. Tabi herkesin kafasında çeşitli sorular da var. İnsanların; içeriği beli olmayan ama DTP’liler tarafından içeriğini sanki bölünmeye gidilecek, ayrı devlet kurulacak ve terörist başı serbest bırakılacak gibi açıklanan “açılıma” karşı çekinceleri var. Üstelik hükümet de DTP’nin yaptığı sert çıkışlara, keskin ve ayrılıkçı açıklamalara sessiz kalınca kafalar hepten karma karışık oluyor. Ne olduğu belli olmayan ama birileri tarafından içi sürekli sert biçimde doldurulan “açılıma” karşı komplo teorileri ortalıkta dolaşıyor. Çünkü ortam buna çok müsait; hükümet tarafından açıklanmayan, DTP tarafından “bölünme”ye giden açıklamalar ve hükümetin de bu “bölünmeye” giden “açılıma” karşı sessizliği ister istemez “Bu bir ABD projesidir” dedirtiyor bazı vatandaşlarımıza. Başbakanımız da kızıyor ve “Bunun ABD projesi olduğunu ispat edemezseniz alçaksınız, namussuzsunuz” diyor… Taraf gazetesi bir “belge” atmıştı ortaya, ardından AKP hemen yargıya başvurmuştu “Aman biz mağduruz, Ordu bize cıs yapacak” diye. Nerdeyse iki ay olacak hala o “belge”nin kim tarafından hazırlandığı bulunamadı. Biraz da zor bulunacak sanki. Sivil ve askeri savcılar araştırdılar sonuç yok. Şimdi soruşturma Ankara’ya gitti, oradan da bir şey çıkacağı yok. Genel Kurmay Başkanı zamanında çıkıp “Bu belgenin gerçekliğini, Ordu tarafından yapıldığını ispatlayamazsanız alçaksınız, namussuzsunuz” Deseymiş keşke…
Aslında bu son “açılım” konusundaki “ABD projesidir” iddiası ispatlanamasa da açıklanabilir. Şimdi bu iddiayı kafalarda oluşturan olayları hatırlayalım. Öncelikle her şey BOP yani Büyük Ortadoğu Projesi diğer adıyla Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’yle başladı. Bu proje ABD’nin Fas’tan Orta Asya’ya kadar olan bazı ülkelerde yapmayı planladığı; siyasi, kültürel, hukuki, ekonomi, sosyal, coğrafi ve güvenlik konularındaki değişikliklerdir. Yani kısacası ABD, içinde Türkiye’nin de olduğu birçok ülkenin sınırlarını yeniden çizecek, ülkeleri parçalayacak, küçültecek ve öyle yönetecek. Bu planla ilgili açıklamalar ABD’nin bu konudaki en yetkili ağızlarından defalarca söylendi. Zaten BOP’u bilmeyen de yok. Burada bizi en çok ilgilendiren kısım; Türkiye’nin Güneydoğusu’nun Irak’ın kuzeyi ile birleştirilerek yaratılacak olan “Kürdistan” devletidir. Yani ABD Türkiye’yi bölmek istiyor. Bu bir paranoya değil, hele ki şu son günlerde hiç değil. Türkiye’nin bölünmesiyle ilgili haritalar ABD’nin resmi kurumlarında bile yayınlandı. Bu haritalarda Türkiye’nin Güneydoğusu “Kürdistan” olarak adlandırılmıştı. BOP belli, peki Türkiye’de BOP’un gereğini yapacak olan kim? Bu sorunun cevabını da Sayın Başbakan defalarca söyledi. Mesela;
AKP’nin bir toplantısında “Türkiyenin ortadoğuda bir görevi var! Nedir o görev? Biz Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesinin Eşbaşkanların’dan bir tanesiyiz ve o görevi yapıyoruz” demiştir.
Teke Tek Programında (Kanal D’deyken) Fatih Altaylı’ya “Yani Diyarbakır istiyorum ki, şu anda Amerika’nın da istediği, Büyük Ortadoğu Projesi var ya, genişletilmiş Ortadoğu, yani bu proje içersinde Diyarbakır bir yıldız olabilir” demiştir.
Bunlar bile şu anki “açılım”ın ortalarda dönen sözler doğrultusunda “Bu bir ABD projesidir” denmesine yeterlidir. Hadi bunlar söz, “yanlış anlaşıldı” diyelim. Ama ortada bir belge var ki eğer o belge açıklanıra “açılım”ın ABD projesi olup olmadığı kesin olarak ispatlanır. Nedir o belge? Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, 2003 yılında Dışişleri Bakanı iken, Vatan gazetesinden Sedat Sertoğlu’na açıkladığı, ABD Dışişleri Bakanı Colon Powell’la yaptığı 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşmadır. Yapılan bu gizli anlaşmada şu üç maddenin olduğu iddia ediliyor; 1) PKK yasallaşacak. 2) Kamu yönetimi reformu ile Güneydoğu özerkleştirilecek 3) Irak’ın kuzeyindeki Kukla Devlet tanınacak…
Siz hükümet olarak hiç konuşmuyorsunuz. DTP sürekli sert açıklamalar, bölünme provaları ve propagandaları yapıyor. Tescilli terör örgütünü size muhatap olarak sunuyor. DTP’nin bu tavrı bazı yazarlarca destekleniyor. Siz de hükümet olarak bu bazı yazarları “çalıştay” için çağırıyorsunuz. Ayrıca henüz “kesin” sonucu olmamasına rağmen, Ergenekon’daki herkesi “Terörist” ilan ediyorsunuz. Bu Ergenekon’da tutuklu olanlar da ABD’nin tüm planlarına karşı olanlar. Sonra BOP’un eş başkanı oluyorsunuz, gizli anlaşmalar yapıyorsunuz ve bu olanlara bakıp kafası karışanlar “Bu bir ABD projesidir” dediğinde “Bunun ABD projesi olduğunu ispat edemezseniz alçaksınız, namussuzsunuz” diyorsunuz. Ama tedirgin herkes ve vatandaş yaşananlardan “ABD projesidir” sonucunu çıkartıyor. Haksız mı?
Ama iş ille de ispatta kilitlenirse o zaman ben de diyorum ki; elde ıslak imzalı bir belge var. Sayın Başbakan ve Sayın Cumhurbaşkanı Colon Powel’la imzalanan 2 sayfa 9 maddelik anlaşmayı, imzalanan o gizli belgeyi açıklasınlar. İspat o belgededir. Peki, açıklayabilirler mi? Açıklayamazlarsa bizim de Başbakan gibi bir laf söylememiz gerekir mi?
Onur ALMIŞLAR – Medyaalternatif.com








