You are here: Home // Gündem, Köşe // Biz içine edelim, gavur ayağa kalksın

Biz içine edelim, gavur ayağa kalksın

Kültür Bakanlığı, Nevşehir’e bağlı Avanos’ta Peribacaları’nın bulunduğu SİT alanı Zelve Vadisi ‘ne betonarme bina yapıyormuş. Kanal D haberden öğrendiğim bu durum beni hiç şaşırtmadı açıkçası. Çünkü Rize’de de Ayder yaylasının girişinde aynı durum var. Gerçi Ayder Yaylası’nın girişinde Kültür Bakanlığı’nın bir iştiraki yok ama yine betonarme, yine çevre katliamı; değişen bir şey yok. Kanal D haber Peribacaları’nın bulunduğu yere yapılan betonarme yapı için “Turistler ayağa kalktı” diyordu. Ne derece doğru bilmem ama zaten ayağa da kalksa kalksa turistler kalkar…

Ben Ayder Yaylası’nı hep fotoğraflardan görmüştüm. Çok merak ediyordum. Rize’ye gelişimin ikinci yılıydı ve bir türlü çıkamamıştım Ayder’e. Herkes çok övüyordu “Ayder şöyle, Ayder böyle, Ayder, Ayder, Ayder…” Eh, bu kadar övgüye layık bir yer merak edilmez de ne yapılır? Bir gün arkadaşlarla çıktık meşhur Ayder’e. Açıkçası Ayder’i ilk gördüğümde hayal kırıklığı yaşadım. Fotoğraflarda ve ekranlarda göründüğü gibi değil hiç. Tabi benim anlattığım yer; şu eğimli arazi üzerinde bulunan ahşap evlerin olduğu yer. Yani Ayder’in ilk girişi. Zaten beni de oraya götürmüşlerdi. Etraf otellerden, lokantalardan geçilmiyor. Ayrıca şu son yıllarda o ahşap evlerin, o güzelim manzaranın içine betonarme evler yapıldı. Dış bölümleri de ahşapla kaplandı. Göz boyama yani. Üstelik Ayder’in her tarafında gazete kâğıtları, çöpler, yığılmış araçlar… Aslında bizim birçok güzel yerimizin, tarihi ve doğal güzelliklerimizin içine eden biziz. Biz ederiz, turistler ise ayağa kalkarlar. Hadi Türkiye’deki yerleri geçtim, Arabistan’da, o kutsal mekânda, Hira dağına çıkışta, o yerlerdeki gazeteler, naylon torbalar çöpler ne? Otel yapılacak diye tarihi Osmanlı kalesi yıkılmadı mı? Şimdi Peribacaları’nın yanına, içine, dibine betonarme bina yapmak hem de bunu Kültür Bakanlığı’nca yapmak ya da etmek çok anormal değil bence. Zaten biz edeniz, ayağa kalkan, kıymet bilen turistler. Hani Cem Yılmaz G.O.R.A filminde rehberlik yapıyordu. Duvarda çizilmiş olan tarihi bir eser üzerinde kendi halı mağazasının krokisini çizmeye kalkıyor ve rehberlik yaptığı Japon turistlerden tepki görüyordu. Film deyip geçtik değil mi? Bak ama değilmiş işe…

Bu Adalet’ten anlayan bir adım beri gelsin

Ben hukukçu değilim, sadece bir vatandaşım. Haberlerde gördüğüm ve duyduğum şeyleri anlamakta zorlanıyorum bazen. Şu haberlerde duyduğum son gelişme karşısında “Türkiye’de Adalet var mı?” diye düşündüm bir vatandaş olarak. Neydi peki beni düşündüren o haber? İstanbul’da 2003´teki HSBC ve sinagog saldırılarıyla bağlantısı olduğu belirtilen ve eyleme karışan El Kaide militanlarına 3 ila 6 yıl hapis cezası verilmiş. Yani terör örgütü üyesi bu kişiler. Bombalama eylemi yapmışlar, insanları öldürmüşler. Cezaları 3 ila 6 yıl. Peki, polise taş atan çocuklara kaç yıl verilmiş; 21 yıl!

Sel olur da…

Tamam; doğal afettir, küresel ısınmadır, yöresel kaynamadır hepsine tamam. Her ülkede olabilir bu tür olaylar lafımız yok. Peki, ama neden olay sonrası müdahale, ekip çalışmaları, yardım ve destek ekipleri ortada yok! İnsanlar hala çamurla, açlıkla, barınma sorunuyla boğuşuyorlar. Ya bu yaşananlar kışın ortasında olsaydı? Türkiye’nin her şeyden önce insan ve yaşam açılımı yapması lazım… Sivil savunma, sivil müdahale, sivil destek yok maalesef Türkiye’de. Her felaketten sonra görüyoruz.

Şimdiki gençler

Geçen akşam Ferdi Tayfur vardı ekranlarda. Okul yaptırmak istemiş ama dolandırmışlar Ferdi Tayfur’u. Üzücü bir olay, hele ki Ferdi Tayfur gibi çok tanınan ve sevilen bir sanatçımızın başına gelmesi daha üzücü. Ama bir dakika! Hani “Çok tanınan” dedim ya yanlış o cümle. İlgili haberi seyrederken komşumuzun 14 yaşındaki oğlu da benimle birlikteydi ve bana “Ferdi Tayfur mu? Kim ki o?” diye sordu. Şaşırdım! Aslında şaşıracak bir şey yok belki ama şaşırdım. Nasıl tanımazsın Ferdi Tayfur’u dedim. Tanımaz tanımaz ama şaşırdım. Haydi benim yaşadığım da pek bir şey yok. Gazeteport yazarı Şermin Topçu’nun “Aşk-ı Memnu’nun kitabı çıkmış!” başlıklı bugünkü yazısında da mı yok? Şermin Topçu diyor ki; “…Lakin bu lafı sarf eden ben değilim. Kim mi? 15 – 18 yaş arası gençler yazışmalarında böyle haberdar ediyorlarmış birbirlerini: Aşk-ı Memnu’nun kitabı çıkmış şeklinde.” 15-18 yaş arası gençler Aşk-ı Memnu kitabının diziden sonra çıktığını sanıyorlarmış. Halid Ziya Uşaklıgil‘i bilmiyorlarmış. Belki de Halid Ziya Uşaklıgil’i dizinin yönetmeni sanıyorlardır…

Onur ALMIŞLAR – Medyaalternatif.com

( onuralmislar@hotmail.com ) 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 318, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Bu haberleri de okuyablirsiniz

Tags: , , , , , ,

Leave a Reply

*
Spam yorumlardan korunmak icin bir onlem!Resimdeki toplama isleminin sonucunu kutuya yazmalisiniz. Okuyamiyorsaniz,buraya tiklayarak resimdeki karakterlerin sesini duyabilirsiniz.
Click to hear an audio file of the anti-spam equation

Copyright © 2008 - 2010 MedyaAlternatif. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Göstermeden alıntı Yapmayınız.
Designed by Theme Junkie. Powered by WordPress.