You are here: Home // Köşe, Yaşam // Bunun adı teknolojik yalnızlık olmalı…

Bunun adı teknolojik yalnızlık olmalı…

Eskiden ki şimdi de; “Tee buradan Ankara’ya 5 gün yol giderdik, hem de atla…” diyerek, ulaşımın ne kadar zor olduğunu ve ne kadar çok zaman aldığını anlatırlardı. Eskiden ulaşım da zordu iletişim de. Ailenizden uzakta yaşıyorsanız, ailenizden birisinin öldüğünü veya aileye yeni bir bebeğin katıldığını öğrenmeniz uzun zaman alırdı. Tabi bunları ben yaşamış gibi anlatıyorum ama biz o kadar da eski değiliz. Ama daha küçük olanlarını yaşadık, büyüklerini de büyüklerimizden duyduk. Kısacası; eskiden hem ulaşım hem de iletişim çok zordu. Zaman alırdı…

İletişim ve zaman. Düşünün bir kere; eskiden, yani çocukluğunuzda kaç arkadaşınız vardı, şimdi kaç arkadaşınız var? Gerçek arkadaş ama kanlı canlı… İş arkadaşları sayılmaz. Ya da akrabalarınızdan kaç kişiyle sık aralıklarla görüşüyorsunuz? Teyzenizi, amcanızı, halanızı, kuzenlerinizi ne sıklıkla arıyorsunuz? Bayramların, yılbaşı eğlencelerinin, kandil gecelerinin ve ev gezmelerinin eskisi gibi tadı yok mu? Bazı zamanlarda, kendi kendinizle kaldığınızda aslında ne kadar da yalnız olduğunuzu hissetmiyor musunuz? Eğer hissediyorsanız ve “A evet!” diyorsanız, size bir soru daha; Teknoloji bu kadar gelişmişken, iletişim ve ulaşım bu kadar kolaylaşmışken nedendir bu yalnızlık? Oysa eskiye göre daha çok iletişim aracına sahibiz, artık bir telefon uzağımızda sevdiklerimiz ve zaman bizden yana. Zaman bizden yana ama daha hızlı akıyor sanki ve bu gelişmişlik, bu hız, bu kolaylık içinde biz, eskiye nazaran daha uzağız birbirimizden. Nedir bu? Herhalde bunun adı teknolojik yalnızlık olmalı…

Teknolojinin hayatımıza kattığı inanılmaz hız, aslında bizi birbirimizden de uzaklaştırmaya başladı. Hızın sağladığı kolaylık, arkasından ertelemeleri, ertelemeler unutmaları ve unutmalar da yalnızlıkları getirdi. Söyle bakalım amcanı aradın mı? Cevap veriyorum; şimdi ararım, nasılsa telefon var, olmadı mail gönderirim, en kötü atlar uçağa giderim… Ama bu cevaplardan birisini ertelediğimiz an teknolojinin hayatımıza kattığı o hız hemen bir başka konuyu önümüze koyuyor ve bir önceki unutuluyor. Hız bizi değil belki ama ilişkilerimizi, ilkel iletişimimizi öldürüyor. İlkel iletişim derken canlı, yüz yüze, nefes nefese olan iletişimi kastediyorum. Teknolojik yalnızlığımızın en önemli nedeni, iletişimin hızı yeni nesiller için ayak uydurulabilir ama eski nesiller için ayak uydurulamaz olmasıdır bence. Artık en çok tanıdığımız insanlar gerçek olmayanlar; dizi karakterleri, gazeteciler, televizyoncular, sosyal medya kullanıcıları… Yani teknolojik ekranın içinde olan kişiler; birer cam, birer klavye ve birer kısa mesaj hepsi. Aslında tanımadığımız tanıdıklarımız onlar. Tanıdıklarımızı ise artık tanımıyoruz…

Teknoloji bizi kendi hızıyla zamanda savururken, biz eski Türk filmlerinde rol alan artistlerin, eski komşumuzun, akrabamızın, bir ara bir yerlerde gördüğümüz birisinin ölüm haberleriyle sarsılıyoruz. İçimiz parçalanıyor. Parçalanan içimizin keskin kenarları saplanıyor zihnimize. Çünkü onlar bizim geçmişimizi temsil ediyorlar ve her ölüm aslında bizden kopan bir parça oluyor zamanın içinde. Geçmişimiz bir bir koparken, biz doğan güneşi, mavi gökyüzünü, sabah kahvaltılarını, akşam yemeklerini, ailemizi, arkadaşlarımızı, yakamozları, dostlukları, hayalleri, masalları, aşkları ve bizi insan yapan tüm değerlerimizi yani hayatımızı harcıyoruz umursamadan… Elimizde geriye kalan ise teknolojik yalnızlığımızdan başka bir şey değil…

Onur ALMIŞLAR – Medyaalternatif.com

( onuralmislar@hotmail.com )

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 453, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Bu haberleri de okuyablirsiniz

Tags: , , , , , ,

Leave a Reply

*
Spam yorumlardan korunmak icin bir onlem!Resimdeki toplama isleminin sonucunu kutuya yazmalisiniz. Okuyamiyorsaniz,buraya tiklayarak resimdeki karakterlerin sesini duyabilirsiniz.
Click to hear an audio file of the anti-spam equation

Copyright © 2008 - 2010 MedyaAlternatif. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Göstermeden alıntı Yapmayınız.
Designed by Theme Junkie. Powered by WordPress.